Berlin’de Aşura Merasimi

SHAFAQNA- İmam Hüseyin a.s ve ashabının şehadet yıldönümü Aşura gününde dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Almanya’nın Berlin şehrinde de anıldı.

Berlin’de Berlin Alulbeyt Kültür Merkezi ve İmam Cafer Sadık Camisi tarafından düzenlenen programa gençler tarafından büyük ilgi vardı.

Kuran’ı Kerim tilavetiyle başlayan program Aşura ziyaretinin okunmasıyla devam etti. Programda günün anlam ve önemini ifade eden konuşma Berlin Alulbeyt Kültür Merkezi Müdürü ve İmam Cafer Sadık Cami hocası Şeyh Kerim Uçar tarafından yapıldı.

Şeyh Kerim Uçar tarafından yapılan konuşma şu şekildeydi:

Atanda Harmele ok Kerbela’da,

Göreydin düşmen ağlar leşger ağlar,

Hüseyn’e yerler ağlar göğler ağlar,

Betul-u Mürteza, Peygamber ağlar,

 

Rübab, nisgil döşünde süt görende,

Yel ağlar, sünbül ağlar, anber ağlar,

Hüsyn’in nohesin Dilriş yazanda

Müselman sehldir ki kafer ağlar.

 

10 Muharrem Aşura, Al’i Resülün en zor ve çetin günü. Peygamberin ciğer paresi, gözünün nur İmam Hüseyin ve ashabının hunharca şahadet yıldönümü.

Bu büyük acı ve musibeti başta evladı İmam Mehdi olmak üzere mercei taklitlerimiz, siz değerli cemaatimiz ve tüm ehlibeyt dostlarına başsağlığı diliyorum.

Ve yine; emniyet ve asayişimizi sağlayan bulunduğumuz ülkenin emniyet güçlerine teşekkürü kendimize bir borç bilerek teşekkür ederiz.

Kameri ayları içerisinden (Muharrem, Recep, Zilkade ve Zilhicce) ayları haram aylardandır. Yani kavga, gürültü ve savaşmak yasaklanmıştır. Muharrem ayı da bu aylardan birisidir.

Beni Ümeyyenin işlediği cinayetlerden birisi de Muharrem ayının saygınlığını gözetmeyip İmam Hüseyin’e karşı savaş ilan etmesidir.

Fıkhı bir mesele; öldürülen birisinin diyeti örneğin 100 Avrosa, bu katl ve öldürme haram aylarda gerçekleştirilse (bu ayların ihtiram ve saygınlığını kırdığı için) 3/1 diyet fazlalaşır.

Bunu nakletmekten maska bu haram ayların İslamiyet’ten önce cahiliye döneminde de vardı. Cahiliye Arapları bu aylarda savaşmayacaklarına dair bir anlaşma yapmışlardı. Mukaddes İslam dini de bu sünnetin altını imzaladı. İnsanlar arasında yapılan barış, dostlu vb anlaşmalar İslam nezdinde saygındır.

Akıl ve şeriata aykırı olmayan tüm kanunlar İslamiyet’te saygındır. Buna göre ülkelerin koyduğu şeriata zıt olmayan tüm kanunların altını din imzalamaktadır.

Muharrem ayında İmam Hüseyin savaşa zorlandı. İmam haram aylarda savaşılmaz kanununa riayet etmek istedi. İmam Hüseyin savaşı başlatan taraf olmaktan kaçındı, çünkü haram aylarda savaşı başlatan suçlu ve mütecavizdir.

On gündür İmam Hüseyin yas ve mateminde konuşmalar yapılıp ağıtlar ve sineler dövülmektedir. İmam Hüseyin’den almamız gereken dersler ne olmalıdır? Kerbela ve aşuranın bizlere mesajı yok mudur? Sadece ağlamak ve sine dövmemiz mi istenmektedir?

Aşura ve Kerbela bizlere diyor ki; halk arasında konulan şeriata zıt olmayan kanunlara saygılı olun, bulunduğunuz ülkede şeriat ve dine zıt olmayan kanunlar ve hatta evinizde konulan kanunlara sayılı olun.

İmam Humeyni, Paris’teyken koyun kesip getirdiklerinde o etten istifade etmedi, o büyük fakih şuna inanmaktaydı; şeri kanunlara uyulduğu gibi toplumsal kanunlara uyulmalıdır.

MAZLUMU SAVUNMAK

Ehlibeyt mektebinin günümüze ulaşmasında Muharrem ve Sefer aylarının önemli etkisi olmuştur.

Tarih boyunca Muharrem ayı İmam Hüseyin’in ezadarlık ayı olmuştur. Tarihte birçokları bu ezadarlığın önüne geçmek istemişlerdir. Hatta ehlibeytin en zor dönemleri Mütevekkil Abbasi döneminde dahi imamlar halkı İmam Hüseyin ziyareti ve ezadarlığına teşvik etmişlerdir.

Maalesef kimileri bu ezadarlıklarda kasıtlı veya kasıtsız olarak Ehlibeytin mazlumiyetine ağırlık verilmektedir. Ehlibeytin mazlumiyeti inkar edilemez bir gerçektir. Ali Asker altı aylık bir çocuğun hunharca şahadeti Ehlibeytin mazlumiyetinin kanıtıdır.

Aşura ve kerbela zulüm ve sitem meselesi üzerinde hassasiyetle durmuştur.

Kerbela bizlere diyor ki; mazlumu savunun, onun yanında yer alın.

Dikkat edersek Müslüman demiyoruz mazlumlar deniliyor. Biz bir Müslüman olarak, mazlum olmuş, zulme maruz kalmış bir Mesihi, Yahudi veya Ateisti gördüğümüzde onun yardımına gitmeliyiz, bu ilahi bir farizadır.

İmam Hüseyin kerbelada düşmanlara şöyle buyurdu:

إِنْ لَمْ يَكُنْ لَكُمْ دِيْنٌ وَكُنْتُمْ لَا تَخَافُوْنَ يَوْمَ المَعَادِ فَكُوْنُوا أَحْرَارَاً فِيْ دُنْيَكُمْ

Dininiz yoksa, kıyametten de korkmuyorsanız, bari dünyanızda özgür insanlar olun.

Tarih boyunca Ulemalarımız mazlum vaki olan Yahudi ve Mesihileri koruyup kollamışlardır.

Kuran buyuruyor ki; mazlumların yanında yer alın.

Örneğin bugün, Filistin, Irak, Suriye, Yemen gibi bölge halkı mazlum olmuştur, onlardan Müslüman olan olmayan hepsini savunmak boynumuzun borcudur.

Hatta bir hayvan dahi zulme maruz kalmışsa onu korumalıyız. Yani birisi onu haksız yere kırbaçlıyor veya aç bırakıyorsa engel olmalıyız.

İmam Ali Sıffın savaşı bittikten sonra çadırları toplatırken birisinin üzerinde bir kuşun yuva yaptığını gördün ve o çadırı söktürmedi.

İşte bu peygamber ve Ehlibeyt’in mazlumları savunma sünnetidir.

Tarihte yer yer fakihlerimizin mazlumların haklarının korunmasının için fetva vermişlerdir. Ayetullah Muhsin Hekim kürtlerin öldürülmesine karşı çıkarak büyük bir katliamı engelliyor.  Ayetullah Sistani’nin Irak’taki gayri Müslimlerin korunup kollanması, onlara maddi ve manevi desteğin verilmesi için yetkililere talimat verdi..

Belki Kerbela vakasındaki önemli mesaj ve ders şuydu; İmam Hüseyin kıyam etti, mazlumlar güvende olsunlar, rahat bir yaşama sahip olsunlar.

Kerbelada, Yezit’in gaspçı olması, şarap içmesi, namaz kılmaması, maymun oynatması, zina etmesi ana sorun ve mesele değildi.

Yezit’in ana sorunu adaletle hareket etmemesi insanlara zulüm etmesiydi.

Hatta kitaplarımızda şöyle yazmışlardır: Firavun onca cinayetlerine rağmen Yezit’ten daha çok adalete riayet ediyordu.

İmam Hüseyin, Yezit’le namaz kılmadığı, şarap içtiği için savaşmadı. İmam Hüseyin Yezit’in halka zulmünden dolayı kıyam etti.

İmam Hüseyin’in bu matem ve ezadalıkları; bizlere mazlumları savunun dersini veriyor.

Kısacası bu ağıt toplantıları, sine vurmalar bize mazlumun yanında yer alın dersini vermektedir.

Program mersiye ve ağıtların okunması, öğlen namazının kılınması ve yemek ihsanıyla sonlandırıldı.

 


Bu Makaleyi Paylaş