Ensarullah Lideri: Basiret Eksikliği Milletimizi İlerlemekten Alıkoydu

SHAFAQNA TÜRKİYE – Yemen Ensarullah Hareketi Lideri Abdülmelik el-Husi, bu sabah yaptığı konuşmada bölge, Lübnan ve Gazze’deki son gelişmelere değindi ve şunları vurguladı: ‘Aziz milletimiz cihat yolunda her gün, her hafta İslam’a şehitler vermiştir. Öyle ki bu şehadet konuşması sürekli bir konuşmadır ve bu millet her zaman Allah yolunda şehadet üzerine konuşmaktadır.’

Abdülmelik Husi, Şehitleri Anma Günü münasebetiyle yaptığı konuşmada şunları vurguladı:

‘Biz, üç konuyu vurguluyoruz: Cihad kavramının derinleştirilmesi, pekiştirilmesi ve Allah yolunda şehadetin değerinin tanınması, şehitlerin anılması ve şehadet ve fedakarlık yolunda onlardan ilham alınması ve üçüncüsü de şehit ailelerine destek olacak yazılı programlardır.’

Ensarullah Lideri konuşmasının bir diğer bölümünde şu ifadelerde bulundu: ‘Şehitleri anma töreni, bölgenin büyük değişimlere sahne olduğu günlerde düzenlenmektedir. Milletimizin bu gelişmelerdeki konumu ise Filistin ve Lübnan halkına destek ve yardımı vurgulamaktır. Aziz milletimiz, vaat edilen zafer ve kutlu cihat yolundadır ve bu yolda İslam ümmetine büyük şehitler vermiş, tüm savaş ve cihat sahalarında aktif olarak bulunmaktadır.

Kuran yoluna adım attığımız ilk günden itibaren bu yolun her aşamasında şehitler verdik, Siyonist rejime ve Amerika’ya karşı verilen cihatta millete büyük şehitler takdim ettik. Seçtiğimiz Kuran yolunun en büyük özelliği şehadet yolundaki dinamizm ve gayrettir. Bu bağlamda Kuran’ın şehidi Bedreddin Husi, Kuran’ın en açık sesidir.

O şehit komutan, Kuran yolunda bir adım atmış ve en hassas aşamalarda ümmet düşmanlarına, Siyonistlerin plan ve komplolarının takipçilerine ve onların kuklalarına karşı durmuş, Siyonistlerin taleplerinin bu millete dayatılmasını engellemiştir.

Amerika ve Siyonist rejimin tasarladığı Siyonist plan, düşmanlık yaratmaya ve İslam milletini yok etmeye çalışıyor. Bu planın, milletlerin özgürlüklerine, bağımsızlığına el konulmasından, milletlerin yok edilmesinden, bölge milletlerinin topraklarına, haklarına ve vatanlarına hakimiyet kurmasından başka bir amacı yoktur.

Bu millete mensup olan herkesin Siyonist planı kabul etmesi, aslında bu milletin düşmanına teslim olmaktır. Bu planın bölge halklarını onların sömürge taleplerine boyun eğdirmekten başka bir amacı yoktur. Bu plan bölge için en tehlikeli plandır. Dolayısıyla bunu kabul etmek büyük kayıplara neden olacaktır.

Hedef belirlemek hâlâ çok önemlidir. Çünkü Amerika, “Bu plana karşı çıkan herkes ve bölgedeki politikalarımıza karşı çıkan herkes bizim ve bölge halklarının düşmanıdır” iddiasında bulunmaktadır. Bu nedenle bu projeye karşı hedeflerin ve pozisyonun belirlenmesi çok önemlidir ve dünyamızın ve ahiretimizin kaderi de buna bağlıdır.

İslam ümmetini tehdit eden en büyük tehlike, ayrı konumlar benimsemek, Kuran-ı Kerim’in ilke ve değerlerinden ayrılmaktır. Dolayısıyla kaderin belirlenmesi meselesi dini değer ve ilkeler meselesinden ayrıldığında başarısızlık kaçınılmaz olacaktır.

Pek çok Arap hükümeti Amerika ile birlik olma tuzağına düşmüş durumda, oysa Amerika’nın Arap ülkelerini ve hükümetlerini hedef aldığını biliyorlar. Amerika ile dostluklarını ilan edip, onunla ittifak kuranlar, ülkelerini Amerika’ya açanlar, Amerikan askeri üslerinin kurulmasına razı olanlar, aslında vatanlarını, özgürlüklerini ve dinlerini Amerika’ya teslim etmişlerdir.

Amerika’nın bölgedeki eylemleri, yalnızca bölgedeki kendi çıkarlarını güvence altına almaya değil, aynı zamanda kendisinin ve Siyonist düşmanın taleplerine karşı bölge halkları ve hükümetleri üzerinde doğrudan hakimiyet ve itaat sağlamaya yöneliktir. Tüm Arap hükümetlerinin Amerika’nın ve Siyonist düşmanın yardımına koşup bölgenin yok edilmesinde onlarla ittifak kurduğu bir dönemde Şehit Bedireddin Husi Amerika’ya karşı ayağa kalktı.

Amerika, çıkarlarını garanti altına almakla yetinmiyor ve tehlikeli bölgesel politikalara yöneliyor. Bu ülke, Siyonist rejimin bölgedeki tek avukatı olmasını ve tüm Ortadoğu’yu kontrol etmesini istiyor.

Şehit Bedireddin el-Husi, Kuran öğretilerine göre hareket etmiş ve tüm davranışlarını bu kitabın öğretilerine göre ayarlamıştır. Bu nedenle Amerika ve İsrail’e ve bölgedeki Siyonist planına karşı çıkmış, İslam’ın ve Kuran’ın ilke ve esaslarına dayanarak düşmanlara karşı cihat etmiştir. Kuran’ın yolundan gittiğimizden ve altı savaştan, ABD ve Suudi Arabistan’ın Yemen’e yönelik saldırılarına ve şu anda devam eden bu topyekün savaşa kadar, düşmanla askeri bir çatışmayla karşı karşıya geldiğimizden bu yana, İslam’ın önemi ve Kuran’a dayalı cihadın önemi gün geçtikçe herkes tarafından daha da anlaşılmaktadır. Kuran’ın öğretileri ve bunların uygulanması İslam ümmetinin sağlam temelidir. Bu öğretiler kalplerimizde farkındalığı, basireti, büyümeyi, hikmeti ve cihat ruhunu güçlendirir. Bu nedenle Kuran’ın öğretilerini takip etmekten başka seçeneğimiz yoktur ve Kuran, düşmanlarla savaşmanın ve onların saldırılarına karşı durmanın tek yoludur.

Milletimizin ilerlemeyi bırakıp geri kalmasına neden olan şey, sayı ve geniş imkanlara sahip olmamak değil, basiret eksikliğidir. Bu nedenle milletlerimizin ayağa kalkması gerekiyor.

Amerika uçak gemisini Kızıldeniz’e sokmaya cüret ederse, bu Yemen’in bu ülkenin gemisini hedef alması için bir fırsat olacaktır. Amerika, Yemen’in bazı şehirlerini hedef aldı ancak bunun Yemen’in kara ve deniz düzeyindeki askeri ve füze kabiliyetine hiçbir etkisi olmadı. Hollanda örneği büyük bir dersti. Olayları İsrailliler başlattı ve Araplara karşı slogan atanlar da onlardı ve Araplara ölüm onların değişmez sloganıydı.’

ETİKETLENDİ:
Bu Makaleyi Paylaş