Sahife-i Seccadiye’nin 21. Duası

SHAFAQNA TÜRKİYE  – Bir Şey İçin Üzüldüğü ve Günahlardan Dolayı Tasalandığı Zaman Okuduğu Dua “Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla
Allah’ım! Ey güçsüz kişiye yeten ve korkunç şeyden koruyan! Günahlar beni yalnızlığa itmiş ve artık benimle birlikte olacak biri yok; gazabına uğrayarak, güçsüz düşmüşüm. Artık bana güç ve destek verecek biri yok; seninle karşılaşma korkusu içindeyim ve korkumu dindirecek biri yok! Sen, beni korkuttuktan sonra, kim bana güvence verebilir ki? Sen, beni yalnızlığa ittikten sonra, kim bana yardım edebilir ki? Sen, beni güçsüz kıldıktan sonra, kim beni güçlendirebilir ki? Ey mâbudum! Kula rabbinden başkası ve yenilgiye uğrayana galip olandan başkası güven verebilir mi? Aranana, arayandan başkası yardım edebilir mi?

Allah’ım! Bütün bu sebepler senin elindedir ve kaçış sana doğrudur. O halde Muhammed ve âline salat eyle ve kaçışıma güven ver, dileğimi kabul buyur.

Allah’ım! Eğer kerim yüzünü benden çevirir, büyük fazlını benden esirger, beni rızkından mahrum eder veya (rahmetinin) sebebini keser isen, hiç kuşkusuz arzularımdan hiçbirine ulaşamam ve katındakini elde edemem. İlla ki sen olacaksın ve sen yardım edeceksin! Çünkü ben senin kulunum, senin yed-i kudretindeyim ve perçemim senin elindedir.

Senin fermanının karşısında benim bir emrim olamaz; hükmün hakkımda geçerlidir; hakkımdaki kaza ve kaderin adalete dayalıdır; saltanatından çıkmaya gücüm yetmez ve kudretinden dışarı çıkamam. Sevgini cezbetmek, rızanı kazanmak ve katındakine ulaşmak, ancak sana itaatle ve bol rahmetinin sayesinde mümkündür.

İlahi! Zelil bir kulun olarak sabahlayıp akşamlamaktayım. Senin yardımın olmadan, kendim için ne bir yarara ve ne bir zarara malik değilim. Kendim hakkında buna tanığım; güçsüzlüğümü ve çaresizliğimi itiraf etmekteyim. O halde bana vaad ettiğini yerine getir; verdiğini tamamla. Çünkü ben, senin miskin, mütevazı, güçsüz, zarara uğramış, hakir, fakir, alçak, korkak ve himayene muhtaç kulunum.

Allah’ım! Muhammed ve âline salat eyle ve beni, nimete boğduğun zaman, seni anmayı unutanlardan ve imtihan ettiğin zaman, ihsanından gaflet edenlerden kılma. Refahta veya sıkıntıda, zorlukta veya kolaylıkta, afiyette veya belada, nimette veya mihnette, bollukta veya kıtlıkta, yoksullukta veya zenginlikte, hangi durumda olursam olayım, geciktiği için duasına icabet etmenden ümidini kesenlerden etme beni.

Allah’ım! Muhammed ve âline salat eyle ve bütün hallerimde senamı, övgümü ve hamdimi sana mahsus kıl ki, dünyadan bana verdiğinle sevinmeyeyim; dünyada benden esirgediğinden dolayı, üzülmeyeyim. Kalbimi takva ile tanıştır; bedenimi benden kabul edeceğin işlerde çalıştır; nefsimi sana itaat etmekle meşgul ederek, diğer şeylerden alıkoy. Öyle olayım ki, senin gazabına sebep olacak bir şeyi sevmeyeyim ve hoşnutluğuna sebep olan bir şeyden de nefret etmeyeyim.

Allah’ım! Muhammed ve âline salat eyle ve kalbimi sevgin için boşalt; zikrinle meşgul et; korkun ve haşyetinle ona hayat ver; özleminle ona güç ver; onu sana itaat etmeye istekli kıl; yolların sana göre en sevimlisinde yürüt onu ve hayatım boyunca katındakini arzu etmekle ona boyun eğdir.

Takvayı, (ahiret yolculuğu için) dünyadan edinecek azığım kıl; yolculuğumu rahmetine doğru gerçekleştir; hoşnutluğuna girmeyi nasip et bana; yerimi cennetinde kıl; bana bir güç ver ki, hoşnutluğunun tümünü kaldırabileyim; kaçışımı sana doğru kıl; katındakini sevdir bana; kalbimi kötü insanlardan ürküt; seninle, dostlarınla ve sana itaat edenlerle ünsiyeti ihsan et bana. Facir ve kâfirin minneti altında bırakma beni; onların bana bir ihsanı olsun isteme; beni onlara muhtaç etme. Gönlümün rahatlığını, yalnızlığımın giderilmesini, zenginliğimi ve ihtiyaçlarımın karşılanmasını seninle ve iyi kullarının vasıtasıyla kıl.

Allah’ım! Muhammed ve âline salat eyle ve onlarla birlikteliği bana nasip et; beni onların yardımcısı kıl; sana müştak olma ve sevdiğin, beğendiğin işi senin için yapma nimetini bana ihsan eyle. Hiç şüphesiz sen, her şeye kadirsin[1] ve bunlar sana pek kolaydır.

Duanın Öğretileri

  • Allah, eğer bir kuluna korku vermişse, artık kimse onu güvene erdiremez ve eğer yalnız bırakırsa, kimsesi olmaz.
  • Her kaçış ve firarın sonu, Allah’a dönmektedir.
  • İnsan Allah’ın kuludur. Dolayısıyla seçme hakkı ve dizginleri O’nun elindedir.
  • Allah’ın kul hakkındaki ilahî kazası, adaleti ile aynıdır.
  • İnsan, Allah’a itaat ederek ve O’nun sayısız rahmeti ile Allah katında olan şeylere ulaşabilir.
  • İnsan, Allah’ın insana bağışladığı şeyleri unutmamalı ve rabbin insana bağışladığı ihsanlardan gaflet etmemelidir.
  • Duaların geç kabul olması, insanın Allah’ın rahmetinden ümidini kesmesine neden olmamalıdır.
  • Her zaman ilahî nimetlere şükredelim; bir şeyi elde etmeden ona sevinmeyelim ve bir şeyi kaybetmeden önce üzülmeyelim.
  • Allah’tan korku ve takva, kulu günah işlemekten uzak tutar.

Bu Makaleyi Paylaş