Ayetullah Cevadi Amoli: Doğru ile yanlış arasındaki ayrımı başarmak için bilimsel ve düşünsel göç gereklidir

SHAFAQNA TÜRKİYE- Ayetullah Cevadi Amoli, bilimsel göçü, doğruyu yanlıştan ayırmanın gerekli bir ön koşulu ve Allah yolunda cihadın bir temeli olarak değerlendirdi.

Nehc’ul-Belağa 173’teki, “Farklı görüşleri hoş karşılayan, hata yerlerini bilir” şeklindeki hikmetine atıf yaparak şöyle vurgulamıştır: “İlmi düşünce ve hicretten kaçınan kişi, aynı ilkel seviyede kalır, hakkı bâtıldan, hidayeti dalaletten, çirkinlikle güzelliği birbirinden ayıramaz.”

İnsanın fıtrî ve ilâhî kaynaklarını kullanmasının gerekliliğine değinen Ayetullah Amoli şu açıklamalarda bulundu: Bir kimse, Allah’ın onun bedenine yerleştirdiği ve ilâhî önderlerin rehberliğiyle tamamlanan apaçık ve aslî ilimden istifade edip hicret yoluna girerse, artık neyin doğru, neyin yanlış olduğunu öğrenecektir. İyi olan nedir, kötü olan nedir? Ne yapılmalı, ne yapılmamalı. Bu sermaye insanın içindedir. Dolayısıyla “göç” yalnızca bir mekân değişikliğini değil, daha da önemlisi,  kişinin makamının ve varoluşsal konumunun değişmesini ifade eder .

“Bir kimse aklı ve tabiatı ile farklı görüş ve düşüncelere kucak açarsa, hakkı batıldan, iyiyi kötüden, doğru yolu yanlıştan ayırabilir.” Bu kabulün ardından artık cihad zamanıdır. İster ilmi, ister kültürel, ister fikri cihat olsun, isterse askeri cihat olsun.

Emirü’l-Müminin’in (a.s) Nehc’ul-Belağa’sının 174. babının hikmetli tefsirinde Ayetullah Cevadî Amoli, insandaki öfke kuvvetini yönlendirmenin önemine değinerek şöyle buyurmuştur: Allah, insana öfke kuvveti gibi varlıklar vermiştir. Öfke, ilahi yolda kullanıldığında cihada ve hakkın savunulmasına vesile olan en güzel ilahi lütuflarından biridir.

Müminlerin Emiri’nin (a.s) “Allah için öfke dişlerini bileyen kimse, en şiddetli bâtılı öldürmeye kadirdir ” sözünü naklederek şöyle açıkladı: Öfke, bâtılı yok etmek için bilenmesi gereken bir kılıç gibidir. Allah için gazap kılıcını bilen, batılın inatçılarına karşı koymaya güç yetirir.

“İnsan hem içsel cihad etmeli, hem de kendi içindeki ahlaki kötülüklere ve istenmeyen davranışlara karşı mücadele etmeli, ayrıca dini, hududu ve vatanı ihlal edenlere karşı da durmalıdır. Fakat bu ilahi silah körelir ve etkisiz kalırsa tehlike gününde kendini savunamaz.”

“Bu silahı keskinleştirmek bir eğitim ve geliştirme atölyesini gerektirir. Kişisel görüşlere karşı çıkılması dine karşı çıkılması olarak değerlendirilmemeli ve buna karşı cihat yapılmamalıdır. Bilakis, dine karşı çıkan herkes ona karşı cihad etmelidir. Elbette, insanın dışarıdaki herhangi bir düşmanla karşılaşmadan önce, kendi iç düşmanı olan arzu ve tutkularıyla mücadele etmesi gerekir. Kur’an’da da belirtildiği gibi “Öyleyse kendinizi öldürün.”

“Bir kimse nefsinin arzularına karşı mücadele ederse, dış düşmanlardan korkmaz. İşte böyle durumlarda ilahi gazap, hakkı savunmak ve batılla mücadele etmek için bir araç olacaktır.”

TR.SHAFAQNA.COM

ETİKETLENDİ:
Bu Makaleyi Paylaş