İslam’da İstiharenin Yeri ve Önemi

by Türkçe Haber Ajansı

SHAFAQNA TÜRKİYE-  İlahi hüküm kesin ve belirgin olduğu durumlarda istiharenin bir yeri yoktur. İstihare sadece yükümlülüğün net olmadığı durumlarda anlam taşır; örneğin tanımadığınız biriyle alışveriş yapmak gibi. Önce akıl ve tecrübeyle, ardından başkalarının görüşüne danışarak hareket ederiz; tüm bunlara rağmen hâlâ tereddüt varsa, o zaman Allah’a danışırız.

Havza Haber Ajansı’nın bildirdiğine göre, havzanın önde gelen ahlak hocalarından merhum Ayetullah Azizullah Hoşvakt bir ahlak dersinde “İslam’da istiharenin yeri” konusuna değinmişlerdir. Dersin metni şöyledir:

İslam birçok mesele hakkında hüküm bildirmiştir. İlahi hükmün bulunduğu yerlerde artık istihareye gerek yoktur. Allah bir iş hakkında “Bu farzdır” buyurmuşsa, kişi istihare yapsa ve sonucu kötü çıksa bile o işi terk edemez; çünkü o iş farzdır ve mutlaka yerine getirilmelidir.

Yine Allah “Bu iş helal değildir ve terk edilmelidir” buyurmuşsa, istihare iyi çıksa bile o işi yapmak caiz değildir.

Dolayısıyla Allah’ın hükmünün kesin olduğu yerlerde istihare yasaktır; hükmün belirli olmadığı, doğrudan bir yükümlülüğün bulunmadığı alanlarda ise istiharenin anlamı ortaya çıkar.

Örneğin bir insanla alışveriş yapmak başlı başına helaldir; fakat onun güvenilir, sözünde duran biri olup olmadığını bilmeyebiliriz ya da gelecekte doğru davranıp davranmayacağını kestiremeyebiliriz.

Böyle durumlarda ne yapılmalıdır?

Önce kişi aklı ve tecrübesiyle karşısındaki kişinin nasıl biri olduğunu anlamaya çalışmalıdır.

Birinci aşama:
Eğer bir süre onunla çalışmış, alışveriş yapmış, gidip gelmiş ve hayatının çeşitli durumlarını görmüşse bu kişinin başkalarının malıyla ilgili tutumunun nasıl olduğunu anlayabilir.
Bu yolla güvenilir olmadığını anlarsa alışveriş yapmaz; güvenilir biri olduğunu anlarsa alışverişi gerçekleştirir. Birinci aşama budur.

İkinci aşama:
Eğer bu tanıma ve değerlendirme mümkün olmazsa ve kişi o bireyle daha önce hiçbir karşılaşma ya da alışveriş yapmamışsa, ikinci aşama onunla geçmişte iş yapmış kişilerle istişare etmektir.
Eğer onlar “Geçmişi iyi değil” derse, kişi o işlemi yapmaz; “Güvenilir biridir” derlerse, o zaman alışverişe girer. Bu ikinci aşamadır.

Üçüncü aşama:
Eğer bu aşamada da sonuca varılamazsa —yani onunla alışveriş yapmış kişiler de net bir kanaate sahip değilse veya o kişi hakkında belirgin bir geçmiş bilgisi yoksa— böyle bir durumda tereddüt ve duraksamadan çıkmak için son aşama “Allah’a danışmak”tır; işte burası istiharenin yeridir.

Öyleyse istihare, birinci ve ikinci aşamalar sonuç vermediğinde devreye girer.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

YORUM YAP