ABD Dışişleri Bakanlığı’nın eski yetkilisi: İran füzeleriyle İsrail savunmasının aşılmaz olduğu efsanesi çöktü / Füze kapasitesinin artırılması birincil tehdit hâline geldi

SHAFAQNA TÜRKİYE- ABD Başkanı Donald Trump, Siyonist rejimin Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmenin ardından, önceki iddialarını yineleyerek, İran’ın nükleer programını yeniden inşa etmeye çalışması hâlinde ABD’nin bunu bir kez daha yok edeceğini ileri sürdü. Trump, buna karşın Tahran ile bir nükleer anlaşmaya varmayı tercih edeceğini de söyledi.

Trump ayrıca, Tahran nükleer programını yeniden başlatmasa bile, balistik füze üretim tesislerini yok etmeyi amaçlayan İsrail saldırılarını destekleyeceğini iddia etti. Bilgili kaynaklar da Netanyahu’nun bu görüşmede, İsrail’in İran’ın füze programına ilişkin endişelerini Trump ile paylaştığını belirtti.

Bu bağlamda, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın eski yetkilisi ve diplomatı, Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nün (IISS) eski Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Programı İcra Direktörü Mark Fitzpatrick, Trump’ın İran’ın nükleer tesisleri ve programının yeniden canlandırılmasına ilişkin iddialarını ve Netanyahu’nun ABD ziyaretinin hedeflerini ABNA’ya değerlendirdi. Fitzpatrick, Netanyahu’nun birden fazla hedefi olduğunu ve görünüşe göre bunların çoğuna ulaştığını söyledi.

Nükleer iddialara şüphe, Trump’ın Venezuela’ya odaklanması

Fitzpatrick’e göre Netanyahu, Gazze barış planının en önemli adımı olarak Hamas’ın silahsızlandırılması için Trump’tan onay almak, Trump’ın İsrail’e ve şahsen kendisine verdiği koşulsuz desteği vurgulamak ve İran’a yeniden saldırı için yeşil ışık elde etmek istiyordu. Son olarak Trump’ı İran’a karşı bir saldırıya dâhil etmeye çalıştı; bu noktada Trump’ın taahhüdü şartlı kaldı.

Fitzpatrick şöyle devam etti: Trump, İran’ın stratejik güçlerini yeniden inşa etmeye çalıştığını “duyduğunu” söyledi, ancak hemen ardından “umarım böyle bir şey olmaz” diye ekledi. Bildiğim kadarıyla İran’ın füze fırlatma kapasitesini yeniden inşa ettiği konusunda şüphe yok.

Nükleer programa gelince; her ne kadar yeniden yapılandırıldığına dair doğrulanmamış raporlar bulunsa ve hatta bir İtalyan düşünce kuruluşu İran liderinin taşınabilir bir nükleer silah yapılması talimatı verdiğini iddia etse de, daha fazla kanıt olmadan bu tür sonuçlara varma konusunda şüpheliyim. Trump’ın bu iddialara inanmak için ne kadar kanıt yeterli görür, bu ayrı bir mesele. Şu aşamada muhtemelen Orta Doğu’da yeni bir savaşa girmek istemiyor; çünkü ana odağı Batı Yarımküre’ye, özellikle de Venezuela’ya kaymış durumda.

İran füzelerinin nüfuzu ve füze savunması efsanesinin çöküşü

Bu eski ABD’li yetkili, İsrail’in İran’ın füze programına odaklanmasının, ABD ve Batı’dan siyasi ve hukuki destek toplamak amacıyla nükleer dosyanın yerini alıp almadığı sorusuna şu yanıtı verdi: İsrail’in İran’ın füze programına odaklanması mantıklıdır; çünkü İran, İsrail’in füze savunmasının aşılamaz olmadığını gösterdi.

Fitzpatrick, savaşın son safhasında İran füzelerinin yüzde 15–20 oranında savunmayı aşmasının endişe verici olduğunu belirtti. Bu oranın nükleer saldırı düzeyinde bir tehdit oluşturmadığını, ancak İran balistik füzelerinin İsrail altyapısına gerçek zarar verebileceğini gösterdiğini söyledi. Bunun, İsraillilerin alışık olmadığı bir risk olduğunu vurguladı.

ABD desteğini almak için füze tehdidinin abartılması

Fitzpatrick, İsrail’in yaklaşımına değinerek şunları söyledi: Buna rağmen İsrail, Washington’un sempatisini ve desteğini kazanmak için İran’ın füze tehdidini abartıyor. Yakın zamana kadar ABD, İran füzelerine fazla önem vermiyordu; çünkü bunlar ABD’nin ulusal çıkarları için ciddi bir tehdit sayılmıyordu.

Fitzpatrick, Trump’ın artık İran’ın füze ve nükleer kapasitelerini aynı çerçevede ele aldığını ve yeniden inşa edilmeleri hâlinde her ikisinin de hedef alınması gerektiğini söylediğini belirtti. Bunun, ABD’nin İran’a yönelik askerî hedeflerinin genişlediğini gösterdiğini ifade etti.

Trump’ın savaşın maliyetlerini yanlış hesaplama riski

ABD’nin ve özellikle Trump’ın İran’la doğrudan ve yüksek riskli bir çatışmanın maliyetlerine ne ölçüde hazır olduğu sorusuna Fitzpatrick şu yanıtı verdi: Trump muhtemelen İran’la yeni bir askerî çatışmanın ABD’ye ağır bir bedel ödeteceğini düşünmüyor. Haziran ayındaki hava saldırılarında ABD ciddi kayıplar vermedi ve Trump iç kamuoyunda da güçlü bir tepkiyle karşılaşmadı.

Ancak Fitzpatrick uyardı: Bunun, İran’a karşı askerî bir eylemin bedelsiz olduğu yönünde yanlış bir sonuca varmasına yol açmasından endişe ediliyor.

Caydırıcılık dengesinin değişimi ve füze programının birincil tehdit hâline gelmesi

Fitzpatrick, İsrailli analistlerin yoğun İran saldırıları karşısında füze savunma sistemlerinin yetersizliğini kabul etmesinin, caydırıcılık dengesinin Tahran lehine değiştiğinin göstergesi olup olmadığı sorusuna “Evet” yanıtını verdi. Füze nüfuz oranının kaçınılmaz olarak caydırıcılık dengesini değiştirdiğini, ancak bu değişimin göreli olduğunu söyledi.

İsrail’in hâlâ caydırıcılık üstünlüğüne sahip olduğunu, ancak bunun onlar için yeterli olmadığını belirten Fitzpatrick, İsrail’in mutlak caydırıcılık peşinde olduğunu ve bu nedenle yeni bir saldırıya hazırlandığının düşünüldüğünü ifade etti.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın eski yetkilisi, son olarak “on iki günlük savaş” deneyimi ve İran’ın füze kapasitesini hızla yeniden inşa etmesi ışığında İsrail’in askerî seçeneğinin hâlâ masada olup olmadığı sorusuna şu yanıtı verdi: Bana göre evet. Çünkü İran’ın şu aşamada uranyum zenginleştirme programını yeniden inşa etmekten vazgeçmiş göründüğünü söyledi. İsrail’in caydırıcılık politikası her zaman öncelikle İran’ın nükleer silah üretmesini engellemeye odaklanmıştı. İran füzeleri ikincil bir tehdit olarak görülüyordu; ancak nükleer tehdidin azalmasıyla birlikte, özellikle on iki günlük savaşın son aşamasındaki füze nüfuzu dikkate alındığında, İran’ın füze programı birincil tehdit hâline gelmiştir.

TR.SHAFAQNA.COM

Bu Makaleyi Paylaş