Ayetullah Cevadi Amoli: Bugün dünyadaki birçok siyasi ve sosyal davranış, açık bir “cehalet” tezahürüdür

Ayetullah Cevadi Amoli, günümüz zulüm ve hukuksuzluklarının cehaletten değil cahiliyeden kaynaklandığını, kurtuluşun ise Kur’an, Ehl-i Beyt ve ilahi velayete dönüşle mümkün olduğunu vurguladı.

by Türkçe Haber Ajansı

SHAFAQNA TÜRKİYE- Ayetullah Cevadi Amoli şöyle dedi: Günümüz dünyasında görülen zulümlerin, hukuksuzlukların ve siyasi-toplumsal davranışların çoğu cehaletten değil, açık bir cahiliye anlayışından kaynaklanmaktadır. Bu durumdan çıkış yolu ise ancak Kur’an, Ehl-i Beyt ve ilahi velayet mantığına geri dönmekle mümkündür.

Shafaqna’nın haberine göre, Ayetullah Cevadi Amoli, çarşamba)  günü Kum’daki Mescid-i Âzam’da halkın farklı kesimlerinin katılımıyla düzenlenen haftalık ahlak dersinde, Nehcü’l-Belâğa’nın 191. hikmetini açıklayarak dünyanın hakikatini, insan bedeninin durumunu ve ölümle olan ilişkisini ayrıntılı biçimde ele aldı. Hz. Ali’ye (a.s.) göre insan, dünyada sürekli zararlar, musibetler ve tedrici bir yıpranma ile karşı karşıyadır; insan ömründen tek bir gün bile geçmez ki ömründen bir parça eksilmesin ve insan adım adım ölüme yaklaşmasın.

Cevadi Amoli, Hz. Ali’nin (a.s.) sözlerinin iki bölümde ele alınması gerektiğini belirtti: Birincisi beden ve bedensel hazlar konusudur; çünkü bazı insanlar tüm dikkatlerini maddi hazlara, bedensel kazançlara ve dış görünüşlere vermiştir. Bu bölümde bedenin hakikatinin ve akıbetinin ne olduğu açıklığa kavuşturulmalıdır. İkinci bölüm ise insanın özünü oluşturan ebedi ve kalıcı hakikate dairdir ve bunun doğru şekilde tanınması gerekir.

O, Hz. Ali’nin (a.s.) bedenin durumunu açıklarken şöyle buyurduğunu aktardı:
“İnsan dünyada, ölüm oklarının kendisine yöneltildiği bir hedeftir.”
Çeşitli hastalıklar, kazalar ve doğal yıpranmalar sürekli bedene yönelir ve sonunda bu etkenler bedeni ayakta tutamaz hale getirir.

Ayetullah Cevadi Amoli vurguladı: İnsan bedeni her gün eksilmeye maruz kalır. Bir kimse zahirde ilerleme kaydediyor ya da başarı elde ediyor gibi görünse de, gerçek şu ki her geçen gün ömründen bir gün eksilir ve bedeni yıpranmaya bir adım daha yaklaşır.

Ona göre beden sürekli “ölümler” ve musibetlerin hedefidir; musibetler, her yönden saldıran yağmacılar gibidir. Bu saldırı bazen zaman yoluyla, bazen mekân yoluyla, bazen bireysel bazen toplumsal olur; fakat her hâlükârda bedenin sağlığını ve gücünü azaltmayı hedefler ve sonunda maddi hayat sona doğru gider.

Cevadi Amoli, Hz. Ali’nin (a.s.) şu sözüne dikkat çekti:
“İnsan dünyada hiçbir nimete, başka bir nimetten ayrılmadan ulaşamaz.”
İnsan ya malını kaybeder ya da ömründen bir parçayı harcar; bu, maddi hayatın kaçınılmaz yasasıdır.

Yine Hz. Ali’nin (a.s.) “Biz ölümün yardımcılarıyız ve canlarımız felaketlerin hedefidir” sözünü açıklayan Cevadi Amoli, insanın bilerek ya da bilmeyerek kendi ölümünün ortağı olduğunu söyledi; çünkü alınan her nefes ve atılan her adım, insanı ömrünün sonuna bir adım daha yaklaştırır. Hastalıklar, yıpranma, kazalar ve zamanın geçişi, bedenin sağlığını hedef alan oklar gibidir.

“Öyleyse kalıcılığı nereden umabiliriz?” sorusunu gündeme getiren Cevadi Amoli, her gün ömürden bir parça eksiliyorsa maddi kalıcılık beklentisinin anlamsız olduğunu ifade etti. İnsan yüz yıl yaşasa bile, her gün bu geri dönülmez sermayeden bir kısmını tüketmektedir.

Ona göre insanın ömrü boyunca biriktirdiği mal, makam ve dünyevi kazanımlar hızla dağılır; sonunda insan bu dünyadan eli boş gider ve geride kalan miras, onun gerçek kalıcılığı değil, tüketilmiş ömrünün ürünüdür.

Ayetullah Cevadi Amoli, “beden” ile “ruh” arasındaki farkı vurgulayarak şunları söyledi: Eksilen, yıpranan ve yok olan şey insanın bedenidir, ruhu değil. Ruh, soyut ve melekûtî bir varlıktır; ilim, düşünce, ibadet ve marifetle zarar görmez, aksine varoluşsal zenginliği sürekli artar.

Mübarek Recep ayının manevi imkânlarına değinen Cevadi Amoli, insanın bu ayda hiçbir maddi bedel ödemeden büyük manevi kazançlar elde edebileceğini belirtti; çünkü ruhun gelişimi, maddi zaman ve ömre bağlı değildir. Dua, Kur’an, münacat ve ibadet, insanın Allah ile doğrudan konuşma araçlarıdır ve bu yolda ruh yıpranmaz, bilakis güçlenir.

Konuşmasının başka bir bölümünde “ilahi hilafet” kavramını açıklayan Cevadi Amoli, imamet ve ümmet sisteminin temel görevinin cahiliye ile mücadele olduğunu vurguladı. Cehaleti gidermek ilim havzalarının ve üniversitelerin, bilgisizliği gidermek cami ve hüseyniyelerin görevidir; ancak cahiliyenin kökünü kazımak, imamların ve imamet-ümmet sisteminin asli misyonudur.

Günümüz şartlarına ve dünyada işlenen zulüm ve hukuksuzluklara işaret eden Cevadi Amoli, bunların çoğunun cehaletten değil, açık bir cahiliye anlayışından kaynaklandığını ve bu durumdan ancak Kur’an, Ehl-i Beyt ve ilahi velayet mantığına dönüşle çıkılabileceğini söyledi.

Konuşmasının sonunda, İslamî sistemin asıl sahibinin zuhuruna kadar korunması için dua eden Ayetullah Cevadi Amoli, Allah’tan bu ülkeyi ve milleti ilahi dostların bereketiyle muhafaza etmesini diledi. Ayrıca yetkililerin akılcılık ve tam bir yönetim anlayışıyla halkın sorunlarını çözmelerini, tedbirle yolsuzluk ve zimmete para geçirme gibi sorunların önüne geçmelerini ve bu temiz ve mübarek ülkeyi iyi yönetmelerini temenni etti.

TR.SHAFAQNA.COM

Şunlar da hoşunuza gidebilir

YORUM YAP