SHAFAQNA TÜRKİYE- Ayetullah Cevadi Ameli, Onbeş Şaban gününün “mabet” olarak kabul edilmesi gerektiğini vurguladı ve şöyle dedi: “Bu günlerde neşe, mutluluk, şiir gibi şeyler hoş olsa da, İmam’ın makamını derinlemesine anlamalıyız.”
Shafaqna’ya göre, bu dini müçtehit, bugün yaptığı fıkıh dersinde, İmam Zaman (a.f)’ın doğumunun yıl dönümüne atıfta bulunarak şunları söyledi: “İmam Zaman (a.f)’ın doğum günü gibi özel günler doğru bir şekilde kutlanmalıdır. Bu günü gerçekten bir mabet ve ibadethane olarak görmeliyiz. Bu dönemde neşe, mutluluk ve şiir hoş olsa da, İmam’ın makamını derinlemesine anlamalıyız. İmam’a her türlü durumda, oturduğumuzda, kalktığımızda, okuduğumuzda ve açıkladığımızda selam veriyoruz ‘es-selâmü aleyke hîne tekûm, es-selâmü aleyke hîne tek‘ud, es-selâmü aleyke hîne tekrâü ve tübeyyinü…'”
Konuşmasının diğer bölümünde, İslam kültürü ve medeniyetinde “akıl”ın merkezi rolüne dikkat çekerek şöyle söyledi: “Merhum Kuleyni’nin Kâfi adlı kitabının başındaki girişte, son satırlarda şöyle der: ‘Bir milletin kültürel kutbu akıldır, çünkü akıl kültürün kutbu olup, onunla mücâdele edilir ve onunla ödül verilir, onunla cezalandırılır.’ Bu sadece bir satırdır, yani İslam’ın kültürel kutbu, anlayıştır.”
Ayrıca, medreselerdeki bilimsel büyümenin akılcı yönetimle ilişkisini vurgulayan Ayetullah Cevadi Ameli, Necef’teki medrese tarihine de değindi ve şu açıklamalarda bulundu: “Necef, bir şehir olarak bilinmeden önce bir medreseydi. İmam Seccad’ın (a.s) talebelerinden Ebû Hamza Somâli her gün Kufe’den dışarıya çıkıp gidip geliyordu, sonra anlaşıldı ki, o Emîrü’l-Müminîn Ali (a.s)’ın türbesine gidiyordu ve orada kendi talebeleriyle dersler yapıyordu. İmam Sadık (a.s) zamanında ve Emîrü’l-Müminîn Ali (a.s)’ın türbesinin yeri ortaya çıktığında, İmam Seccad (a.s) neden Ebû Hamza Somâli’yi o mekânda eğitim vermeye yönlendirdiğini daha iyi anladık.”
Ayetullah Cevadi Amoli, Seyyid Murtaza ve Seyyid Rezi gibi şahsiyetlerin Necef medresesinin gelişimindeki yönetici rolleri üzerine de şunları ekledi: “Medrese, sadece talebelerin gelişini değil, aynı zamanda en yetenekli öğrencileri tanıyıp onları destekleyerek büyütmelidir. Seyyid Murtaza ve Seyyid Rezi, doğru yönetimle yetenekli kişileri keşfettiler ve bu, büyük âlimlerin yetişmesine yardımcı oldu. Şeyh Tûsî gibi kişilerin yetişmesine imkan tanıyan bu yönetim anlayışı, her bireye nasip olmayacak bir bilgidir.”
Bu dini müçtehit, Ehlibeyt (a.s)’a tevessülün önemine de değindi ve şöyle söyledi: “Bütün ilimler, ders ve çalışmalarla elde edilmez. Mucizeler, imâmet ve ismet normal bir öğrenme yolu ile edinilemez. Bu tür ilimler, ilahi bir hakikattir ve sıradan bilgi yollarını aşan bir gerçektir.”
Son olarak, Ayetullah Cevadi Amoli, dini alimlerin sadece bilimsel eserler yazmakla kalmayıp, aynı zamanda pratik hayatlarıyla da topluma örnek olmaları gerektiğini vurgulayarak, toplumun, sorumluların ve halkın her zaman Hz. Zaman (a.f)’ın duasına mazhar olmalarını temenni etti.
TR.SHAFAQNA.COM
