SHAFAQNA TÜRKİYE- ABD Başkanı Donald Trump, ara seçimler yaklaşırken ekonomide birbirini besleyen sorunlarla karşı karşıya. Kamu borcunun 40 trilyon doları aşması, yüksek seyreden enflasyon ve yeni gümrük tarifeleri, seçmenlerin ekonomik beklentilerini yeniden gündemin merkezine taşıdı.
ABD’nin borç yükünün 40 trilyon dolar seviyesini geçmesi, ülkenin yıllık ekonomik üretimini de aşan bir tablo ortaya çıkardı. İran’la aylardır devam eden çatışmanın savunma harcamalarına getirdiği ek yük de federal bütçe üzerindeki baskıyı artırdı. Artan enerji maliyetleri ve yükselen konut kredisi faizleri ise doğrudan hane halkının bütçesine yansıyor.
Brookings Institution uzmanı Jessica Riedl, Cumhuriyetçilerin geçmişte kamu harcamalarını azaltma yönündeki vaatlerini hatırlatarak mevcut tabloyu eleştirdi. Riedl’e göre Cumhuriyetçiler yönetimin kontrolünü ellerine aldıktan sonra harcamaları kısmak konusunda verdikleri sözleri yerine getiremedi.
Tarifeler tüketicinin cebini zorluyor
Ekonomik baskının bir diğer ayağını Trump yönetiminin ticaret politikası oluşturuyor. Kanada’ya yönelik yeni gümrük vergileri ve otomotiv sektörüne ilişkin ek tarife tehditleri, ABD ile ticaret ortakları arasındaki gerilimi yeniden artırdı.
Yale Budget Lab tarafından yapılan hesaplamalara göre uygulanan tarifelerin Amerikan hanelerine yıllık ortalama maliyetinin yaklaşık 1.100 dolara ulaşması bekleniyor.
Enflasyon cephesinde de Washington’ın istediği tablo henüz oluşmadı. Temmuz ayında yıllık enflasyonun yüzde 3,7 seviyesinde kalması, fiyat artışlarının hedeflenen seviyenin üzerinde seyretmeye devam ettiğini gösterdi.
Fitch Ratings’in ABD ekonomisinden sorumlu başekonomisti Olu Sonola, ekonomik baskıyı tek bir büyük şoktan ziyade zaman içerisinde biriken çok sayıda küçük etkinin sonucu olarak değerlendirdi.
Wells Fargo Kıdemli Ekonomisti Sarah House ise tüketicilerin gelirleri ile harcamalar arasındaki dengesizliğe dikkat çekerek, hane halkının satın alma gücü üzerindeki baskının giderek arttığını belirtti.
Gözler Fed’in faiz kararında
Ekonomideki tüm olumsuzluklara rağmen yapay zeka yatırımları ve imalat sektöründeki hareketlilik ABD ekonomisine destek sağlayan unsurlar arasında yer alıyor. Ancak Trump yönetiminin ekonomi politikaları, ABD Merkez Bankası’nın önündeki kararları daha da zorlaştırıyor.
Beyaz Saray faizlerin düşürülmesi yönünde baskı yaparken Fed, enflasyonun kontrol altına alındığından emin olmadan gevşemeye sıcak bakmıyor.
Fed Başkanı Kevin Warsh’ın Jackson Hole toplantısındaki mesajları da bu yaklaşımı ortaya koydu. Warsh, temel enflasyonun yüzde 2’lik hedefe doğru yeterince hızlı ilerlediğine dair daha net kanıt görülmesi gerektiğini vurguladı.
Böylece Trump yönetimi ile Fed arasındaki görüş ayrılığı yeniden belirginleşirken, ara seçimlere yalnızca iki ay kala Amerikan ekonomisindeki gelişmelerin sandık sonuçları üzerinde ne kadar etkili olacağı merak konusu oldu.
