SHAFAQNA TÜRKİYE – Filistinli Mahkumlar Enformasyon Ofisi, İsrail İç Güvenlik Bakanı İtamar Ben-Gvir’in Negev Hapishanesi’ne baskın düzenleyerek Filistinli mahkumların kıyafetlerine el koyduğunu duyurdu. El-Meyadin televizyonunun aktardığı açıklamaya göre, hapishane yönetimi ayrıca mahkumlara ait Kur’an-ı Kerim nüshalarına da el koydu ve her bölümde yaklaşık 15 koğuş bulunan hapishanede yalnızca birer adet Kur’an bırakıldı. Ben-Gvir’in baskını ve ardından gerçekleştirilen eşya müsaderesi sonrasında mahkumların ellerinde yalnızca asgari düzeyde kıyafet kaldığı belirtildi.
Açıklamada, Negev Hapishanesi’ndeki koşulların giderek kötüleştiği vurgulandı. Gıda ve hijyen malzemelerinin sürekli eksikliği, cezai tedbirlerin artırılması ve hak ihlallerinin devam etmesi nedeniyle yüzlerce mahkumun hayatının tehlikede olduğu ifade edilerek, bu saldırıların durdurulması için acil müdahale çağrısı yapıldı.
Negev Hapishanesi’ndeki yaşam koşullarının felaket boyutunda olduğu bildirildi. Mahkumlara verilen yemeklerin kalitesiz olduğu ve herhangi bir iyileştirme yapılmadığı, hijyen malzemelerinde ise ciddi sıkıntı yaşandığı kaydedildi. Mahkumların günlük açık hava süresinin 45 dakikayı geçmediği ve bu kısa sürede duş gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak zorunda kaldıkları aktarıldı.
Filistinli Mahkumlar Enformasyon Ofisi, hapishanedeki uygulamaların, İsrail hapishane teşkilatının Filistinli mahkumlara karşı yürüttüğü kolektif cezalandırma politikasının tehlikeli bir tırmanışı olduğunu belirtti. Ofis, insan hakları ve insani yardım kuruluşlarına çağrıda bulunarak, bu ihlalleri durdurmak ve işgal rejimini mahkumlara yönelik devam eden suçlardan dolayı yargılamak için acilen harekete geçilmesini talep etti.
İnsan hakları raporlarına göre, İsrail hapishanelerinde yaklaşık 9 bin 500 Filistinli mahkum bulunuyor; bunlar arasında 94 kadın ve 350’den fazla çocuk yer alıyor. Bu uygulamalar, Ben-Gvir’in 2022 sonlarında göreve başlamasından bu yana sürdürdüğü, temel haklardan mahrum bırakma, açlık, tıbbi ihmal, işkence ve sistematik tecrit gibi baskıcı politikalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
