Yapay Zekâ Destekli Tıbbi Sekreterlerin Yaygınlaşması, Hasta Haklarına İlişkin Endişeleri Artırıyor

SHAFAQNA TÜRKİYE – Doktor muayenehaneleri ve sağlık kuruluşlarında yapay zekâ destekli tıbbi sekreterlerin kullanımının yaygınlaşması, hekimlerin idari yükünü azaltma potansiyeli taşısa da, hasta mahremiyeti, bilinçli onam ve hastaların bu teknolojiyi reddetme hakkı konusunda yeni tartışmaları beraberinde getirdi.

Şafakna Çeviri Servisi’nin haberine göre, sağlık kuruluşlarında yapay zekâ destekli sekreter sistemlerinin kullanımının artmasıyla birlikte, hastaların kişisel verilerinin korunması ve bu teknolojinin kullanımına verdikleri onayın geçerliliği konusunda endişeler de büyüyor.

Heidi gibi yapay zekâ sistemleri, muayene sırasında doktor ile hasta arasındaki konuşmayı dinliyor, bunu yazıya döküyor ve daha sonra doktorun incelemesi için yapılandırılmış klinik notlar hazırlıyor. Bu teknolojinin temel amacı, doktorların idari iş yükünü azaltarak hastalarına daha fazla zaman ayırabilmelerini sağlamak.

Ancak yeni bir rapora göre, bazı hastalar bu sistemlerin kullanılmasını reddettiklerinde muayenelerinin iptal edilmesi veya hiç gerçekleştirilememesi riskiyle karşı karşıya kalıyor. Uzmanlara göre bu durum, “bilinçli onam” ilkesinin geçerliliğini tartışmalı hâle getiriyor.

Digital Rights Watch adlı kuruluş da bir kampanya başlatarak, hastaların yapay zekâ destekli tıbbi sekreterlerin kullanımını reddetme hakkına sahip olmaları ve bu nedenle sağlık hizmetlerinden mahrum bırakılmamaları gerektiğini savundu.

Uzmanların en önemli kaygılarından biri, hastalara ait ses kayıtlarının nasıl işlendiği ve saklandığı. Konuşmaların metne dönüştürülebilmesi için sesin önce kaydedilip işlenmesi gerektiği belirtiliyor. Her ne kadar birçok sistem transkripsiyon tamamlandıktan sonra ses dosyalarını sildiğini ifade etse de bu süreç tartışma konusu olmaya devam ediyor.

Uzmanlara göre ses kayıtlarının silinmesi hasta mahremiyetini koruyabilir; ancak aynı zamanda oluşturulan metnin doğruluğunu sonradan kontrol etme imkânını da ortadan kaldırıyor. Çünkü yapay zekâ sistemleri bazı kelimeleri yanlış algılayabilir, konuşmanın bir bölümünü atlayabilir veya tıbbi kayıtlara hatalı bilgiler ekleyebilir.

Uzmanlar ayrıca, gerçek anlamda geçerli bir onamın ancak hastanın sistemin nasıl çalıştığı, verilerin nerede işlendiği, hangi şirketlerin sürece dâhil olduğu ve bilgilerin nasıl kullanılacağı konusunda yeterince bilgilendirilmesiyle mümkün olacağını vurguluyor. Bunun yanında hastaların, sağlık hizmetlerine erişim haklarını kaybetmeden bu teknolojiyi reddedebilmeleri gerektiği ifade ediliyor.

Öte yandan önceki kamuoyu araştırmaları, birçok hastanın yapay zekânın doktorlara yardımcı bir araç olarak kullanılmasına olumlu baktığını; ancak sistemlerin nasıl çalıştığı konusunda şeffaflık sağlanmasını ve hastalara seçim hakkı tanınmasını bu teknolojinin kabulü için temel şartlar arasında gördüğünü ortaya koyuyor.

ETİKETLENDİ:
Bu Makaleyi Paylaş