Ayetullah Mezahiri: Herkes davranış ve uygulamalarında Hz. Peygamber’i (s.a.a.) örnek almalı

SHAFAQNA TÜRKİYE – Ayetullah Mezahiri, herkesin davranışlarında ve uygulamalarında Hz. Peygamber’i (s.a.a.) örnek alması gerektiğini belirterek, en azından aile içinde ve aile bireyleri arasındaki ilişkilerde bu örnekliğin hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Mezahiri, “Affetmek, hoşgörülü olmak, fedakârlık yapmak ve karşılıklı olarak alttan almak aile içinde hâkim olmalıdır. Küslük, bağırıp çağırma ve kin gütme olmamasına dikkat etmeliyiz. O sana kötülük yaptıysa sen iyilik yapmalısın. Çocuklarımızı pratikte ‘affedin, hoşgörün ve bağışlayın’ anlayışıyla yetiştirmeliyiz.” dedi.

Shafaqna’nın haberine göre Ayetullah Mezahiri, Hz. Peygamber’in (s.a.a.) doğum yıl dönümü münasebetiyle daha önce yaptığı ve ofisi tarafından yeniden yayımlanan derslerinden birinde, Hz. Peygamber’in (s.a.a.) hayatına değindi.

Mezahiri şöyle konuştu:

“Bugünkü konumuzda, Hz. Peygamber’in (s.a.a.) mübarek doğum yıl dönümüne uygun olarak onun hayatından ve ahlaki özelliklerinden söz edeceğim. Hepimizin Hz. Peygamber’i (s.a.a.) kendimize örnek ve rehber edinmesini ümit ediyorum. Yüce Allah şöyle buyuruyor:

‘Andolsun ki Allah’ı ve ahiret gününü uman ve Allah’ı çokça zikreden kimseler için Allah’ın Resulü’nde güzel bir örnek vardır.’ (Ahzab, 21)

Yani Allah’ın lütfunu isteyen ve cenneti arzulayan kimse, Hz. Peygamber’i (s.a.a.) kendisine örnek almalıdır.

Bu ayet, bizim Hz. Peygamber (s.a.a.) gibi olmamızın mümkün olmadığını ve bizden de bunun beklenmediğini gösteriyor. Ancak Kur’an ve Ehl-i Beyt (a.s.), sözlerimizde, davranışlarımızda ve yaşam biçimimizde onları örnek almamız konusunda ısrar etmektedir.

Nitekim Emirü’l-Müminin İmam Ali (a.s.), hilafeti döneminde insani ölçülere aykırı bir davranışta bulunan Osman bin Huneyf’e yazdığı mektupta şöyle buyurmuştur: ‘Benim gibi olamazsınız; fakat verâ, çaba, iffet ve doğrulukla bana yardımcı olun.’ İmam Ali (a.s.) Şiilerinden, ellerinden geldiği ölçüde kendisini takip etmelerini ve örnek almalarını istemiştir.”

Hz. Peygamber (s.a.a.) kötü bir çevrede yetişti

Ayetullah Mezahiri sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hz. Peygamber (s.a.a.) son derece yozlaşmış bir ortamda dünyaya geldi, büyüdü ve yetişti. O dönemde zulüm, cinayet, insan öldürme, yoksulları ezme ve insanları çaresiz bırakma gibi kötülükler yaygındı. Özellikle fuhuş ve ahlaki yozlaşma açısından durum son derece kötüydü.

Böylesine bozulmuş bir toplumda, herkesin kabul ettiği üzere, hatta George Zeydan gibi Müslüman olmayan tarihçilerin de ifade ettiği gibi, Hz. Peygamber (s.a.a.) kendisini korudu. Dahası, imkân bulduğu ölçüde içinde bulunduğu toplumu da ıslah etti.

Peygamberlik görevinin başlamasından sonra geçen 23 yıl içerisinde toplumu büyük ölçüde dönüştürmeyi başardı. Bu dönüşümün sonucunda insanlar gruplar halinde İslam’a girmeye başladı. Kur’an şöyle buyuruyor:

‘Allah’ın yardımı ve fetih geldiğinde ve insanların bölük bölük Allah’ın dinine girdiklerini gördüğünde, Rabbini hamd ile tesbih et ve O’ndan bağışlanma dile. Şüphesiz O, tövbeleri çok kabul edendir.’ (Nasr, 1-3)

Hz. Peygamber (s.a.a.) henüz peygamberlikle görevlendirilmeden önce de güzel ahlakı teşvik ediyor ve erdemleri yaymaya çalışıyordu. Bu nedenle kendisi doğruluk, saflık, erdem, adalet ve güvenilirliğiyle tanınıyordu. O, gerçek anlamda kâmil bir insandı.”

Hz. Peygamber (s.a.a.) çevresini değiştirdi

Mezahiri, Necm suresinin ilk ayetlerine de işaret ederek şöyle dedi:

“Kur’an şu noktaya dikkat çekiyor:

‘Arkadaşınız ne sapmış ne de yanılmıştır.’ (Necm, 2)

Hz. Peygamber (s.a.a.) o bozulmuş ortamda yolunu kaybetmediği gibi, o ortamın rengini de almadı. Ayet, bunu onun bir mucizesi olarak ortaya koymaktadır.

Tam anlamıyla kirlenmiş ve mikroplarla dolu bir havuza bir bardak temiz su döküldüğünü düşünün. Normalde bardaktaki su havuzun rengini alır. Fakat bardaktaki su havuzun rengini almak yerine havuzdaki suyu kendi rengine dönüştürürse, bu olağanüstü bir durumdur.

Hz. Peygamber (s.a.a.) de böyleydi. Kirli çevre onu kendi rengine dönüştüremedi; aksine Hz. Peygamber (s.a.a.) o kirli çevreyi kendi ahlakının rengine dönüştürdü. Bu bir mucizedir.

Şii ve Sünni Müslümanların yanı sıra İslam hakkında eser yazan gayrimüslimler de Hz. Peygamber’in (s.a.a.) o toplum içerisinde adalet, güvenilirlik, iffet, masumiyet ve cesaret bakımından en yüksek seviyede, gerçek anlamda kâmil bir insan olduğunu kabul etmişlerdir.”

Hz. Peygamber’in (s.a.a.) İmam Ali (a.s.) ile ilişkisi

Ayetullah Mezahiri, Hz. Peygamber’in (s.a.a.) peygamberlik öncesindeki hayatına da değinerek şöyle konuştu:

“Hz. Peygamber (s.a.a.), peygamber olarak görevlendirilmeden önce Hira Mağarası’nı kendisine bir ibadet ve inziva mekânı edinmiş, orada Allah ile münacat etmiş ve gayb âlemiyle irtibat halinde olmuştur.

O dönemde yanında bulunan kişi, henüz 10-12 yaşlarında olan Emirü’l-Müminin İmam Ali (a.s.) idi. İmam Ali (a.s.) şöyle buyurmuştur: Hz. Peygamber (s.a.a.) bana, ‘Sen benim duyduğumu duyuyor, benim gördüğümü görüyorsun’ derdi. Bu da her ikisinin de gayb âlemiyle irtibat halinde olduğunu göstermektedir.”

Hz. Peygamber (s.a.a.) davranışlarıyla insanları yetiştirdi

Mezahiri, Hz. Peygamber’in (s.a.a.) yalnızca sözleriyle değil, davranışlarıyla da insanları değiştirdiğini belirterek şöyle dedi:

“Dikkat etmemiz gereken noktalardan biri şudur: Hz. Peygamber (s.a.a.) insanları yalnızca sözleriyle değil, davranışları ve uygulamalarıyla da yetiştiriyordu. İyiliği emretmenin ve kötülükten sakındırmanın en üstün derecesi, insanın bunu bizzat davranışlarıyla göstermesidir.

Davranışlarımız insanları inşa edici olmalıdır. Hz. Peygamber (s.a.a.) kesinlikle böyleydi ve tarih de buna tanıklık etmektedir.”

Adiyy bin Hatim’in Müslüman olması

Ayetullah Mezahiri, Hz. Hatim et-Tai’nin oğlu Adiyy bin Hatim’in Müslüman oluşunu örnek gösterdi:

“Adiyy bin Hatim, Hatim et-Tai’nin oğlu ve kabile reisiydi. Bazı erdemlere sahipti ancak Müslüman değildi. Görünüşte putperest, iç dünyasında ise Hristiyandı.

Hz. Peygamber (s.a.a.) ile görüşmek için geldi. Soylu bir aileden geldiği için Peygamber ona büyük saygı gösterdi. Hatta abasını yere sererek onu üzerine oturttu.

Namazını kıldıktan sonra Adiyy bin Hatim’e, ‘Sen benim misafirimsin, evime gel’ dedi.

Adiyy şöyle anlatıyor: ‘Hz. Peygamber (s.a.a.) ile mescitten çıktım. Hava çok sıcaktı. Yaşlı bir kadın, bir mesele sormak bahanesiyle Peygamber’in önünü kesti ve onu uzun süre bekletti. Hz. Peygamber (s.a.a.) ise büyük bir tevazu içerisinde onun sorularını cevapladı.’

Adiyy kendi kendine, ‘Bu kişi sıradan biri olamaz. Eğer hükümdar olduğunu ve haksız bir yönetici olduğunu iddia ediyor olsaydı böyle davranmazdı’ diye düşündü.

Eve vardığımızda Peygamber’in evinin son derece sade olduğunu gördüm. Hatta evindeki sergi bir hasırdı. Beni hasırın üzerine oturttu, kendisi ise toprağın üzerine oturdu. Adiyy, bunun ikinci delil olduğunu düşündü.

Yemeğimiz de son derece sade bir yemekti; arpa ekmeği ve ekşi ayran vardı.

Böylece Adiyy bin Hatim’in Müslüman olması için gerekli zemin oluştu. Hz. Peygamber (s.a.a.) yemek sırasında ona şöyle dedi:

‘Sen Hristiyansın ve vergi toplamak senin dininde haramdır. Öyleyse neden bu yoksullardan vergi alıyorsun?’

Adiyy, Hristiyan olduğunu kimsenin bilmediğini söylüyor. Hz. Peygamber’in (s.a.a.) bunu söylemesi üzerine aynı anda Müslüman oldu ve gerçek anlamda bir Müslüman haline geldi.”

Aile içinde Hz. Peygamber’i (s.a.a.) örnek almalıyız

Ayetullah Mezahiri özellikle aile hayatına dikkat çekerek şunları söyledi:

“Herkes davranışlarında ve uygulamalarında Hz. Peygamber’i (s.a.a.) örnek almalıdır. En azından evimizde ve aile bireyleri arasındaki ilişkilerde bu örnekliği hayata geçirmeliyiz.

Kur’an’da aile içindeki davranışlarla ilgili şöyle buyuruluyor:

‘Eğer affeder, hoş görür ve bağışlarsanız, şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.’ (Teğabün, 14)

Affetmek, fedakârlık yapmak ve karşılıklı olarak alttan almak aile içerisinde bulunmalıdır.

Kur’an önce ‘affedin’ diyor. Ardından ‘hoşgörün’ buyuruyor. Küslük, bağırıp çağırma ve kin gütme olmamasına dikkat etmeliyiz. Sonra ‘bağışlayın’ diyor. Yani o sana kötülük yaptıysa sen iyilik yap. Bunun ardından da ‘Şüphesiz Allah çok bağışlayan ve çok merhamet edendir’ buyuruyor. Böylece Allah’ın rahmeti aileye ve yaşama iner.

Bunları kendi evimizde uygulamalı ve çocuklarımızı pratikte ‘affedin, hoşgörün ve bağışlayın’ anlayışıyla yetiştirmeliyiz. Onlara açıkça göstermeliyiz ki ben Müslümanım ve Hz. Peygamber’in (s.a.a.) takipçisiyim. Kur’an da, onun gibi olamasanız bile Hz. Peygamber’i (s.a.a.) kendinize örnek almanızı söylüyor.”

Hz. Peygamber’in (s.a.a.) paylaşma ve fedakârlığı

Mezahiri, Hz. Peygamber’in (s.a.a.) hayatından başka bir örneği de şöyle aktardı:

“Rivayet edildiğine göre bir kişi Hz. Peygamber’in (s.a.a.) huzuruna gelerek ona bir gömlek alması için 12 dirhem verdi. Hz. Peygamber (s.a.a.) parayı İmam Ali’ye (a.s.) verdi. İmam Ali (a.s.) bir gömlek satın alarak Peygamber’e getirdi.

Hz. Peygamber (s.a.a.), ‘Başka bir gömlek olsaydı onu daha çok beğenirdim. Bunu geri verebilir misiniz?’ diye sordu. Anlaşılan gömlek biraz gösterişliydi.

İmam Ali (a.s.) pazara giderek satıcının rızasıyla gömleği iade etti. Sonunda Hz. Peygamber (s.a.a.) kendisine dört dirheme bir gömlek aldı.

Yolda elbisesi olmayan çıplak bir adam gördü ve ona kıyafet alması için dört dirhem verdi. Daha sonra parasını kaybetmiş bir cariyeyle karşılaştı ve ona da dört dirhem verdi. Ardından cariyenin sahibinin kapısına giderek onun serbest bırakılmasını sağladı.

Hz. Peygamber (s.a.a.) bundan çok memnun oldu ve şöyle dedi:

‘Hamdolsun Allah’a! Ne bereketli bir para; iki çıplağı giydirdi ve bir köleyi özgürleştirdi.’

Hz. Peygamber (s.a.a.), insanlık için bir örnektir

Ayetullah Mezahiri sözlerini şöyle tamamladı:

“Hz. Peygamber (s.a.a.) 63 yıl boyunca böyle yaşadı. 63 yıl boyunca takva, 63 yıl boyunca erdem ve 63 yıl boyunca insanlık için örneklik sergiledi.

Elbette bizden onlar gibi olmamız beklenmiyor; ancak her Müslümanın hayatında onların örnekliğinin bulunması isteniyor.

Allah’ı, Kur’an’ın ‘Şüphesiz sen yüce bir ahlak üzeresin’ (Kalem, 4) buyurduğu Hz. Peygamber’in (s.a.a.) güzel ahlakı hürmetine, hepimize Ehl-i Beyt’i (a.s.), özellikle de Hz. Peygamber’i (s.a.a.) örnek alma başarısını nasip etmesini diliyorum.”

ETİKETLENDİ:
Bu Makaleyi Paylaş